Altın Koza’nın Belgesel Film Yarışması finalistleri belli oldu
26 Eylül – 4 Ekim 2026 tarihlerinde 33.sü gerçekleşecek Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Türkiye’den yılın önemli belgesellerini buluşturduğu Ulusal Belgesel Film Yarışması’nın finalistleri açıklandı. 66 belgeselin başvurduğu yarışmada bu yıl, 6’sı dünya prömiyeri olmak üzere toplam 8 film, Altın Koza heyecanına ortak olacak.
Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından 26 Eylül – 4 Ekim 2026 tarihlerinde düzenlenecek 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Ulusal Belgesel Film Yarışması finalistleri belli oldu. 66 başvurunun gerçekleştiği yarışmada bu yıl, 6’sı dünya prömiyeri olmak üzere toplam 8 film jüri karşısına çıkacak.
8 belgesel Altın Koza heyecanında
Mümin Barış’ın “Bay Okan”, Güneş Terkol’un “Epipe”, Salih Tuncer Singin’in “Hızır7Gün”, Hüseyin Kete’nin “Kağıdın Sesi”, Sezen Kayhan’ın “Mor Menekşeli Kadınlar”, Fuzule Tezcan’ın “Sende Bana Rastladım”, Gamze Terra’nın “Sıcak Bir Göz: Mehmet Güreli” ve Aylin Kuryel’in “Stella ile 8 Mart” adlı filmleri bu yıl finalist olarak belirlendi.
6 belgesel dünya prömiyerini Adana’da yapacak
Yarışmada yer alan “Bay Okan”, “Epipe”, “Kağıdın Sesi”, “Mor Menekşeli Kadınlar”, “Sende Bana Rastladım” ve “Sıcak Bir Göz: Mehmet Güreli” adlı belgeseller dünya prömiyerlerini 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde gerçekleştirecek.
Belgeseller usta jüri karşısına çıkacak
33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Ulusal Belgesel Film Yarışması jürisinde bu yıl; gazeteci ve yazar Ecevit Kılıç, sinema yazarı Evrim Kaya, yönetmen Rezan Yeşilbaş, yönetmen Sibel Karakurt ile yönetmen ve belgeselci Talha Eyüboğlu ile yer alıyor.
Yarışmada yer alacak belgeseller ise, sinema yazarı Burçin Yalçın, yönetmen Gülten Taranç ve sinema yazarı Necla Algan’dan oluşan Seçici Kurul’un değerlendirmeleri sonucunda belirlendi.
Festival coşkusu 01 Burda AVM’de yaşanacak
Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin film gösterimleri, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da 01 Burda AVM’de gerçekleştirilecek. Festivalle kurduğu güçlü bağla geleneksel bir sinema deneyimi sunan 01 Burda AVM’de filmler, CinemaPink by Maximum salonlarında izleyiciyle buluşacak.
ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI FİNALİSTLERİ
Bay Okan | Mümin Barış (Dünya Prömiyeri)
Epipe | Güneş Terkol (Dünya Prömiyeri)
Hızır7Gün | Salih Tuncer Singin
Kağıdın Sesi | Hüseyin Kete (Dünya Prömiyeri)
Mor Menekşeli Kadınlar | Sezen Kayhan (Dünya Prömiyeri)
Sende Bana Rastladım | Fuzule Tezcan (Dünya Prömiyeri)
Sıcak Bir Göz: Mehmet Güreli | Gamze Terra (Dünya Prömiyeri)
Stella ile 8 Mart | Aylin Kuryel
ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI FİNALİSTLERİ
——————
BAY OKAN / BAY OKAN
Yıl / Year: 2026
Süre / Duration: 70’
Tür / Type: Renkli Color / Türkiye Turkey - Fransa France
Yönetmen / Director: Mümin Barış
Senaryo / Screenplay: Tayfun Luxembourgeus
Görüntü Yönetmeni / Cinematography: Volkan Durmuş
Sanat Yönetmeni / Art Director: Behçet Güleryüz
Kurgu / Editing: Levent Çelebi
Oyuncular / Cast: Tunç Okan, İlyas Salman, Dilistan Balcı
Yapımcı / Producer: K. Onur Karakuş
Yapım / Production: Layla Film
Otobüs gibi önemli filmleriyle tanınan yönetmen Tunç Okan’ın hibrit bir portresi olan Bay Okan, filmleri Locarno ve Karlovy Vary gibi prestijli uluslararası festivallerin yanı sıra New York’taki New Directors/New Films seçkisinde de gösterilmiş bir sinemacıyı odağına alır. Hayatının ilerleyen yıllarında Okan; Türkiye ile Yunanistan arasında mekik dokurken mekânları, anıları ve yarım kalmış jestleri yeniden ziyaret eder. Bu gözlemsel katmana paralel olarak ilerleyen — Mercedes Mon Amour filmini anımsatan — bir yol hikâyesinde ise ana karakter, yerinden edilmişliğin ve zamanın ağırlığını taşıyarak Avrupa’dan evine döner. Belgesel gerçekliği ile ölçülü bir kurgusal yolculuğu harmanlayan Bay Okan; sürgün, yaşlanma ve sinemanın sınırlar ötesindeki kalıcılığı üzerine düşünür. Bu yapım, hem usta bir yönetmenin portresi hem de imgeler, tarih ve coğrafya yerleşmeyi reddettiğinde geriye ne kaldığına dair bir meditasyondur.
Bay Okan is a hybrid portrait of Okan, director of landmark films such as The Bus, which was screened at major international festivals including Locarno and Karlovy Vary, as well as New Directors/New Films in New York. Now in the later years of his life, Okan moves between Turkey and Greece, revisiting places, memories, and unfinished gestures. Running parallel to this observational layer is a road movie — reminiscent of his film Mercedes Mon Amour — in which the main character returns home from Europe, carrying the weight of displacement and time. Blending documentary realism with a restrained fictional journey, Bay Okan reflects on exile, aging, and the persistence of cinema across borders. It is both a portrait of a filmmaker and a meditation on what remains when images, history, and geography refuse to settle.
Yönetmen: Kırcaali, Bulgaristan doğumlu olan yönetmen, yetişkinliğe adım atmadan önce siyasi nedenlerle ailesiyle birlikte Türkiye'ye göç etmiş ve İstanbul'da büyümüştür. Prag'daki FAMU'da Film Yönetmenliği eğitimi almış, Londra'daki King's College'da Film Çalışmaları alanında yüksek lisansını tamamlamış ve Filmuniversität Babelsberg Konrad Wolf'tan uygulamalı doktora derecesi almıştır. Melez sinema, belgesel ve deneme filmi pratikleri arasında çalışan yönetmenin üretimi; bellek, göç, sınırlar ve sanatsal pratiği araştırmayla birleştiren deneysel formları keşfeder. Ayrıca Béla Tarr'ın yürüttüğü bir film yönetmenliği atölyesine katılmış ve burada daha sonra Trieste Film Festivali'nin yarışma bölümünde gösterilen Bereketli Bir Gün adlı kısa filmini yönetmiştir.
——————
EPİPE / EPIPE
Yıl / Year: 2026
Süre / Duration: 41’
Tür / Type: Renkli Color Siyah Beyaz B&W / Türkiye Turkey
Yönetmen / Director: Güneş Terkol
Senaryo / Screenplay: Güneş Terkol, Elmira Terkol
Müzik / Music: GUGUOU, Güneş Terkol
Görüntü Yönetmeni / Cinematography: Güneş Terkol
Çizim / Drawing: Aynur Fomin, Güneş Terkol, Mert Öztekin, Güçlü Öztekin
Animasyon / Animation: Yiğit Yeşillik, Mert Öztekin
Sanat Yönetmeni / Art Director: Güneş Terkol
Kurgu / Editing: Nazlı Çapar
Yapımcı / Producer: Güneş Terkol
Film, Kazan Tatarları’nın 19. yüzyılın sonundan itibaren Rusya’dan Çin’e ve ardından Türkiye’ye uzanan kademeli göç yolculuklarını odağına alır. Coğrafyalar ve kuşaklar arası bu köklü aktarımı yerel tanıklıklar üzerinden izleyen yapım; çizim, animasyon ve söyleşi pratiklerini bir araya getirerek çok katmanlı bir görsel-işitsel hafıza mekânı inşa eder. Adını Tatar halk kültüründe neşe, hareket ve topluluk ritmini simgeleyen meşhur bir kadın dans şarkısından alan Epipe, savaşlar, işgaller ve rejim değişiklikleriyle sınanmış bir topluluğun yaşama tutunma iradesini görünür kılar. Zorunlu göçler boyunca korunan el emekleri, bedensel eylemler ve bir aradalık pratikleri; kuşaktan kuşağa devredilen bir direnç arşivine dönüşür.
The film focuses on the gradual migratory journeys of the Kazan Tatars from Russia to China, and subsequently to Turkey, starting from the late 19th century. Following this deep-rooted intergeographical and intergenerational transmission through local testimonies, the production blends drawings, animation, and video interviews to construct a multilayered audiovisual space of memory. Named after a famous women's dance song that symbolizes joy, movement, and community rhythm in Tatar folk culture, Epipe brings to light the survival will of a community tested by wars, occupations, and regime changes. Handicrafts, physical actions, and practices of togetherness preserved throughout forced migrations transform into an archive of resilience passed down from generation to generation.
Yönetmen: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü'nden mezun oldu. Ardından Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Bölümü'nde yüksek lisans derecesini aldı. 2018 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde pedagojik formasyonunu tamamladı. Video, kumaş, dikiş, ses ve çizimi kullanan sanatçı, işlerinde toplumsal cinsiyet meselelerini ele alır. Kolektif çalışmanın ve ortak bir amaç etrafında bir araya gelmenin büyük önemine inanan sanatçı; katılımcıların gündelik gerçekliklerinden ve hayal dünyalarından yola çıkarak farklı ülke ve şehirlerdeki atölyelerde kolektif işler üretti. 2005'ten bu yana hem bireysel olarak hem de Ha Za Vu Zu sanat kolektifiyle üretmeye devam eden sanatçı, GuGuOu adlı müzik grubunda performanslarını sürdürmektedir.
——————
HIZIR7GÜN / HIZIR7DAYS
Yıl / Year: 2026
Süre / Duration: 60’
Tür / Type: Renkli Color / Türkiye Turkey
Yönetmen / Director: Salih Tuncer Singin
Senaryo / Screenplay: Salih Tuncer Singin
Müzik / Music: Salih Tuncer Singin
Görüntü Yönetmeni / Cinematography: Salih Tuncer Singin
Yapımcı / Producer: Salih Tuncer Singin
Karadeniz’in İstefan (Çaylıoğlu) köyünde küçük ölçekli balıkçılar için deniz, yalnızca bir geçim kaynağı değil, kuşaklar boyunca aktarılan bir yaşam biçimidir. Huzur arayışıyla memleketine dönen müzisyen Şerafettin ise taş ocaklarının dinamit sesleriyle sarsılan köyünde, kendi elleriyle yaptığı evin duvarlarının çatladığına tanık olur. Hızır7Gün, adını aldığı “Hızır7” teknesinin yedi günlük deniz döngüsü boyunca Şerafettin’i ve köyün balıkçılarını takip eder. İlk altı gün boş kalan ağlar, yedinci gün az miktarda balıkla dolar. Ancak bu döngünün ardında yalnızca bir rızık mücadelesi değil; azalan balık, trol avcılığı, taş ocağının yarattığı tahribat ve bölgede kurulması planlanan balık çiftlikleri karşısında giderek daralan bir yaşam alanı vardır.
In the Black Sea village of İstefan (Çaylıoğlu), the sea is not merely a source of livelihood for small-scale fishermen, but a way of life passed down through generations. Musician Şerafettin, who has returned to his hometown in search of peace, finds his village shaken by the dynamite blasts of nearby stone quarries, while cracks begin to appear in the walls of the house he built with his own hands. Hızır7Gün follows Şerafettin and the village fishermen over the course of seven days at sea aboard “Hızır7”, the boat that gives the film its name. For the first six days, the nets remain empty; on the seventh, they finally bring in a small catch. Yet behind this cycle lies more than a struggle to make a living: declining fish stocks, trawling, the destruction caused by the stone quarry, and planned fish farms are steadily shrinking the community’s living space.
Yönetmen: Salih Tuncer Singin, görsel iletişim ve reklam alanında uzun yıllara dayanan bir kariyere sahiptir. Yaklaşık yirmi yıl sanat yönetmeni olarak çalıştıktan sonra yönetmenliğe yöneldi; son on beş yılda 50'ye yakın reklam filmi ve 15 müzik klibi yönetti. Görsel anlatı, görüntü yönetimi, kurgu ve post-prodüksiyon alanlarında edindiği deneyimi zamanla bağımsız sinemaya taşıdı. Singin, sinemada gündelik hayatın içindeki gerçek karakterlere, doğal ritme ve insanın yaşadığı çevreyle kurduğu ilişkiye odaklanan çalışmalar üretmektedir.
——————
KAĞIDIN SESİ / SOUND OF PAPER
Yıl / Year: 2026
Süre / Duration: 30’
Tür / Type: Renkli Color / Türkiye Turkey
Yönetmen / Director: Hüseyin Kete
Senaryo / Screenplay: Hüseyin Kete
Müzik / Music: Metin Kahraman, Kemal Kahraman
Görüntü Yönetmeni / Cinematography: Bulut Renas Kaçan
Sanat Yönetmeni / Art Director: Şeyda Kete
Kurgu / Editing: Bulut Renas Kaçan
Yapımcı / Producer: Hüseyin Kete
Şehrin her sabah yeniden kurulan düzeni içinde bazı insanlar, yalnızca geride bırakılanları toplar: Kâğıt, plastik, metal ve unutulmuş nesneler… Bu belgesel, görünmeyen bir emeğin izini sürerken iş yerleri sokaklar olan geri dönüşüm işçilerinin çalışma süreçlerini odağına alır. Kâğıdın Sesi, kent yaşamının tüketim ve unutma döngüsüne karşı, geride kalanların sessiz varlığını görünür kılan şiirsel ve gözlemci bir çalışmadır. Anlatmak istediklerini sadece sözle değil, görüntünün ve ifadenin gücüyle aktarmayı hedefler. Film, izleyiciyi şu soruyla baş başa bırakır: Bir şehrin hafızasında kimlerin izi kalır, kimlerin izi sürekli silinir?
Within the order of a city that is rebuilt every morning, some people collect only what others leave behind: paper, plastic, metal, and forgotten objects… This documentary focuses on the traces of invisible labor and the working lives of recycling workers whose workplaces are the streets. Sound of Paper is a poetic and observational documentary that makes visible the quiet presence of those left behind in the cycle of consumption and forgetting that defines urban life. It aims to convey its message not only through words, but also through the evocative power of images and expression. The film leaves the audience with a single question: Whose traces remain in a city’s memory, and whose are constantly erased?
Yönetmen: 1979 yılında Tunceli’nin Pertek ilçesine bağlı Tozkoparan köyünde dünyaya geldi. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını doğduğu coğrafyada geçirdi. Lise son sınıftayken ailesiyle birlikte Adana’ya göç etmesi, yaşamında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. 2000 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümü’nden mezun oldu. İnsan, toplum ve kültür üzerine şekillenen akademik ilgisini ilerleyen yıllarda eğitim alanına taşıdı. 2013 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Yaşam Boyu Öğrenme ve Yetişkin Eğitimi Anabilim Dalı’nda yüksek lisansını tamamladı. Edebiyat ve yazıyla olan bağını uzun yıllar boyunca sürdüren yazarın çeşitli yazıları Radikal Blog platformunda yayımlandı. Gözlem, insan hikâyeleri ve toplumsal belleğe duyduğu ilgiyi edebiyatla buluşturan Kete, 2022 yılında yayımlanan Ağlayan Konak adlı öykü kitabıyla edebiyat dünyasındaki çalışmalarını kitaplaştırdı.
——————
MOR MENEKŞELİ KADINLAR / WOMEN WITH PURPLE VIOLETS
Yıl / Year: 2026
Süre / Duration: 73’
Tür / Type: Renkli Color Siyah Beyaz B&W / Türkiye Turkey - Almanya Germany
Yönetmen / Director: Sezen Kayhan
Müzik / Music: Maximilian Shaikh-Youssef
Görüntü Yönetmeni / Cinematography: Okan Candemir, Cem Geneşke, Arda Yıldıran
Kurgu / Editing: Rita Bakacs, Buğra Dedeoğlu
Animasyon / Animation: İmge Özbilge
Yapımcı / Producer: Sezen Kayhan
Ortak Yapımcı / Co-Producer: Beste Yamalıoğlu, Natalia Imaz, Fabian Kling
Yapım / Production: Karma Films
Özet / Summary
Mor Menekşeli Kadınlar, 1967 yılından beri Anadolu’daki küçük bir futbol takımına tutkuyla bağlı olan bir kadın taraftar grubu üzerinden kadınların tribündeki yerini, futbolun yıllar içindeki değişimini ve Türkiye’deki politik iklimin taraftarlar üzerindeki etkisini sorgulayan bir belgeseldir. 1970'li yıllarda Orduspor’u destekleyen bir grup kadın taraftar; 40 yıl sonra takımları amatör lige düşmeden ve Orduspor’un stadı yıkılmadan önce son bir maç için tekrar bir araya gelir. Onların bu buluşma sürecinde hayatlarındaki, futboldaki ve Türkiye’deki değişimlere tanık oluruz.
Women with Purple Violets is a documentary that explores women's place in the stands, the evolution of football over the years, and the impact of Turkey's political climate on supporters through the story of a group of female fans passionately devoted to a small Anatolian football team since 1967. A group of female fans who supported Orduspor in the 1970s reunite 40 years later for one last match, just before their team drops to the amateur league and Orduspor’s stadium is demolished. Through their reunion, we witness the changes in their lives, in football, and across Turkey.
Yönetmen: Bilkent Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nde lisans, Bahçeşehir Üniversitesi Sinema-TV Bölümü'nde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Bu dönemde İngiltere’deki National Film and Television School, Venedik Film Festivali kapsamında düzenlenen EIUC İnsan Hakları ve Sinema Okulu ile New York Film Academy’de kısa dönemli film programlarına katıldı. Ayrıca Saraybosna Film Festivali’ndeki Sarajevo Talents programına senarist olarak seçildi. Yüksek lisans eğitiminin ardından Türkiye, İtalya ve ABD’de çeşitli film, dizi ve belgesel projelerinde çalıştı. Kısa filmleri Erik Zamanı (2012), Elene (2016) ve İmparatorlukta Zor Bir Gün (2018); Tribeca, BFI London, Montreal, Palm Springs, Santa Barbara, Cinemed, Sofya, Adana Altın Koza ve Antalya Altın Portakal gibi yüzden fazla ulusal ve uluslararası festivalde gösterildi ve ödüller aldı. Erik Zamanı filmi 2012 yılında Shorts International tarafından Oscar aday adayı gösterildi. Koç ve Antwerp Üniversiteleri Sinema ve Görsel Kültür Müşterek Doktora Programı'nda doktorasını tamamlayan Kayhan, şu an Almanya’daki Johannes Gutenberg Üniversitesi Sinema Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.
——————
SENDE BANA RASTLADIM / I FOUND MYSELF IN YOU
Yıl / Year: 2026
Süre / Duration: 43’
Tür / Type: Renkli Color / Türkiye Turkey
Yönetmen / Director: Fuzule Tezcan
Senaryo / Screenplay: Fuzule Tezcan
Görüntü Yönetmeni / Cinematography: Akan Açıksöz
Kurgu / Editing: Ali Hancı
Oyuncular / Cast: Seyhan Arman, Cengiz Taşçı, Begüm Koşay, Adama Diop, Dr. Alper Hasanoğlu
Yapımcı / Producer: Murat Karafazlı, Fuzule Tezcan
Özet / Summary
Sahnede Matmazel Coco adıyla var olan Seyhan Arman’ın görülme ve kabul edilme mücadelesi kimlik yalnızlığına; insanlarla kurmakta zorlandığı derin bağı bitkileriyle kuran peyzaj mimarı Begüm’ün yaşamı ise varoluşsal yalnızlığa açılır. Ekonomik koşullar nedeniyle Senegal’den ayrılarak ailesinden uzakta, Türkiye’de yeni bir hayat kurmak zorunda kalan Adama’nın hikâyesi zorunlu yalnızlığı görünür kılarken; “Yalnızlık özgürlüktür” diyerek dağlarda tek başına yaşamayı seçen Çoban Cengiz, yalnızlığın özgürleştirici ihtimalini temsil eder. Psikiyatrist Alper Hasanoğlu’nun bilimsel değerlendirmeleriyle derinleşen film, birbirinden uzak görünen bu dört hayatı aynı soruda buluşturur: İnsan yalnız kaldığında kendinden mi uzaklaşır, yoksa ilk kez kendine mi rastlar? Sende Bana Rastladım, yalnızlığı yalnızca bir eksiklik olarak değil; kimliğin, aidiyetin, özgürlüğün ve insanın anlam arayışının kesiştiği çok katmanlı bir deneyim olarak ele alır. Filmin adı ise her izleyiciyi bu hikâyelerin içinde kendi yalnızlığıyla karşılaşmaya davet eder.
Seyhan Arman’s struggle to be seen and accepted while existing onstage as Matmazel Coco opens onto identity-based loneliness, while the life of landscape architect Begüm, who forms with her plants the deep bond she struggles to establish with people, reveals existential loneliness. The story of Adama, who was compelled by economic circumstances to leave Senegal and build a new life in Turkey far from his family, brings involuntary loneliness into view. Meanwhile, Shepherd Cengiz, who chooses to live alone in the mountains saying “Loneliness is freedom,” represents the liberating potential of solitude. Enriched by psychiatrist Alper Hasanoğlu’s scientific insights, the film brings these four seemingly distant lives together through a single question: When a person is alone, do they drift away from themselves, or do they encounter themselves for the first time? I Found Myself in You approaches loneliness not merely as a lack, but as a multilayered experience in which identity, belonging, freedom, and the human search for meaning intersect. The film’s title invites every viewer to encounter their own loneliness within these stories.
Yönetmen: 2016 yılında Yeditepe Üniversitesi Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden mezun oldu. Üniversite yıllarında dizi setlerinde çalışmaya başlayarak hazırlık rejisi, devamlılık, reji koordinasyonu ve yardımcı yönetmenlik alanlarında deneyim kazandı. Mezuniyetinin ardından bir süre Kanada’da yaşayarak üretimlerini burada sürdürdü. Dizi, reklam ve belgesel alanlarında çalışan Tezcan; Clinique, Sixt, Algida, Beko, Eti ve Aroma’nın da aralarında bulunduğu bir çok marka için reklam filmleri yönetti. Deprem belgeseli GAİN’de yayımlanırken, pandemi döneminde farkındalık amacıyla çektiği belgesel ulusal haber kanallarında yer aldı.
——————
SICAK BİR GÖZ: MEHMET GÜRELİ / A WARM GAZE: MEHMET GÜRELİ
Yıl / Year: 2026
Süre / Duration: 62’
Tür / Type: Renkli Color / Türkiye Turkey
Yönetmen / Director: Gamze Terra
Senaryo / Screenplay: Görkem Yeltan
Müzik / Music: Mehmet Güreli
Görüntü Yönetmeni / Cinematography: Arda Yıldıran
Sanat Yönetmeni / Art Director: Yelda Bilal, Ekim Betül Uçar
Kurgu / Editing: Süheyla İlay Arıkan, A. Afrail Gök
Yapımcı / Producer: Görkem Yeltan, Yalçın Akyıldız
Yapım / Production: Karina Film
Karina Film, yönetmenliğini Gamze Terra’nın üstlendiği; müzik, sinema, resim ve edebiyatın duayen ismi, ülkemizin çok yönlü sanatçılarından Mehmet Güreli’nin üretimlerinin ele alındığı Sıcak Bir Göz: Mehmet Güreli belgeselini sanat tarihimizin bir köprüsü olarak izleyenlerin beğenisine sunuyor. Belgeselde Gamze Terra’nın gözüyle Mehmet Güreli’nin derinlikli dünyasında bir gezintiye çıkılıyor.
Karina Film proudly presents A Warm Gaze: Mehmet Güreli, a documentary directed by Gamze Terra that explores the artistic legacy of Mehmet Güreli — one of Turkey’s foremost multidisciplinary artists and a distinguished figure in music, cinema, painting, and literature. The film offers audiences a bridge through the history of Turkish art by examining the remarkable body of work of this master. Through the lens of Gamze Terra, the documentary takes viewers on a journey into the profound and captivating world of Mehmet Güreli.
Yönetmen: 2 Ocak 1990 tarihinde Aydın'ın Nazilli ilçesinde dünyaya geldi. İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü Sinema Opsiyonu'ndan mezun oldu. İstanbul'da yaşamakta ve video editörü olarak çalışmaktadır. Belgesel ve deneysel sinema temel ilgi alanlarıdır.
——————
STELLA İLE 8 MART / MARCH 8 WITH STELLA
Yıl / Year: 2026
Süre / Duration: 61’
Tür / Type: Renkli Color / Türkiye Turkey
Yönetmen / Director: Aylin Kuryel
Görüntü Yönetmeni / Cinematography: Aylin Kuryel
Kurgu / Editing: Aylin Kuryel, Eytan İpeker
Yapımcı / Producer: Aylin Kuryel
Yapım / Production: Image Acts
Stella ile 8 Mart, penceresi İstanbul’daki 21. Feminist Gece Yürüyüşü esnasında tüm engellere rağmen kadınların birbirini bulduğu sokaklardan birine bakan bir evde geçer. Türkiye’de 1980 sonrası feminist mücadelenin kurucu figürlerinden Stella Ovadia ile feminizm, sosyalizm, azınlık olmak ve siyaset üzerine gerçekleşen parçalı sohbetler, dışarıdan gelen slogan ve siren sesleriyle şarj olur. Eyleme katılmak için dışarı çıkan kamera, geçmiş mücadelelerin hafızası ile bugünün eylemliliğini aynı kadrajda görür.
March 8 with Stella takes place in an apartment overlooking one of the streets where, during the 21st Feminist Night March in Istanbul, women find each other despite all obstacles. Fragmented conversations with Stella Ovadia, one of the founding figures of the post-1980 feminist struggle in Turkey, on feminism, socialism, minority identity, and political life become charged by chants and sirens rising from outside. As the camera moves outside to join the protest, the memory of past struggles and the political action of the present appear within the same frame.
Yönetmen: Aylin Kuryel, Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde lisansını tamamladı. Yüksek lisans ve doktorasını Amsterdam Üniversitesi Kültürel Analiz (ASCA) programında milliyetçilik(ler) ve imaj politikaları üzerine yaptı. Halen Amsterdam Üniversitesi Literary and Cultural Analysis Bölümü’nde akademisyen olarak çalışmaktadır. Yönettiği belgeseller arasında Şehir ve Mesih (2024), Ulysses Çevirmek (2023), Bir Savunma (2021), Balkon ve Bizim Rüyalar (2020), CemileSezgin (2020), Baştan Başa (2018) ve Hoşgeldin Lenin (2016) yer almaktadır.