‘Selam seni öldüreceğim’

 

Adana’da 3 yıl önce boşandığı biyolog eşi Dilan Öztürk’ü (33), çocuklarının gözü önünde silahla vurup, yerde kanlar içinde yatarken üzerinden otomobille geçip öldürmek isteyince komşularının engel olduğu müteahhit A.K. (34) hakkında 28 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istemiyle dava açıldı.

Adana Günaydın Gazetesi'nden Şeyda Sezer'in haberine göre, Çukurova ilçesine bağlı Güzelyalı Mahallesi’nde 26 Mart’ta meydana gelen olayda, 8 yıl önce evlendiği müteahhit A.K.’nin şiddetlerine dayanamayan Dilan Öztürk, 3 yıl önce aldatıldığı gerekçesiyle boşandı. 5 ile 7 yaşlarındaki çocukların velayeti mahkeme tarafından anneye verildi. Boşanma sonrası müteahhit A.K., iddiaya göre Öztürk’ün peşini bırakmadı ve rahatsız etmeye başladı.

UZAKLAŞTIRMA KARARI ALDIRDI
Öztürk önce polise başvurup şikayetçi oldu ardından 11 Eylül 2025 tarihinde uzaklaştırma kararı aldırdı. 26 Mart’ta çocuklarını götürmek için evden çıkan Dilan Öztürk, bu sırada apartmanın yanındaki boşlukta saklanan eski eşi A.K. ile karşılaştı. A.K., genç kadını bacaklarından vurdu. Kanlar içinde yere yığılan kadına rağmen öfkesi dinmeyen A.K., bu seferde eşinin üzerinden otomobille geçip öldürmek istedi ancak komşuları engel oldu. Yaralı kadın hastaneye kaldırılırken, A.K. polis merkezine gidip teslim oldu. 

28 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ
Olaydan sonra tutuklanan A.K. hakkındaki soruşturma tamamlandı. Cumhuriyet savcısı A.K. hakkında ‘’Kadına ve Üstsoy veya Altsoydan Birine ya da Eş, Boşandığı Eş veya Kardeşe Karşı Kasten Öldürmeye Teşebbüs, Ruhsatsız Ateşli Silahlarla Mermileri Satın Alma veya Taşıma veya Bulundurma, Silahla Tehdit’’ suçundan iddianame hazırladı. Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianame yapılan inceleme sonucunda kabul edildi. Savcı, tutuklu sanık A.K.’nin ‘öldürmeye teşebbüs’ten 21 yıl, ‘tehditten’ ise 7 yıl olmak üzere toplam 28 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi. 

İddianamede, olay anına ait video kaydına yer verildi. Görüntülerde, Dilan Öztürk’ün bacak bölgesinden yaralandığı, taraflar arasında bağrışmalar yaşandığı yer alan iddianamede, ‘’Şüphelinin tabanca ile uğraşarak doldur boşalt yaptığı ve devamında yere bir el ateş ettiğinin tespit edildiği’’ belirtildi.  Ayrıca A.K.’nin çocuklarının gözü önünde eski eşi Öztürk’e ’’Selam seni öldüreceğim’’ diye bağırdığı ardından bacaklarına ateş ettiği belirtildi. 

‘’KIBRIS’A KAÇABİLİR’’
Olayda yaralanan Dilan Öztürk’ün poliste verdiği ifadesinde, olay günü eski eşi A.K.’nin kendisini aradığını, iş arkadaşı ve komşusu T.’yi sorduğunu ardından kendisine neredesin diye sorduğunda ‘’Cehennemin dibindeyim’’ diye cevap aldığını, sesinin alkollü geldiğini söyledi.

Daha sonra eski eşinin çocuklarla konuşmak istediğini belirten Öztürk, dehşet anlarını şöyle anlattı; “Çocuklarla konuştuktan sonra beni isteyip, çocukları komşum T.’ye bırakmamı söyledi. Bende çocukları okula götüreceğimi söyledim. Telefonu kapattıktan sonra çocukları okula götürmek için çıkarken apartmanın ana giriş kapısının sol tarafından gelerek ‘’Selam’’ dedi ve montunun üst cebinden tabanca çıkardı. Silahı doldurup bacağımdan vurdu ardından ‘’senin kafana sıkacağım’’ diyerek silahı kafama doğrulttu. Bu sırada komşularımız araya girdi. Komşuları korkutmak için silahı tekrar doldur boşalt yaptı ve bahçe duvarına doğru bir el sıkıp, aracına yöneldi. Arabasına binip apartman otoparkından çıkarken beni ezmek için aracı üstüme doğru sürdü ve olay yerinden kaçtı. Kendisinin Kıbrıs’ta tanıdıkları var ve oraya kaçabilir. Kendisinden şikayetçiyim.’’

‘’AŞAĞILADI VE TAHRİK ETTİ’’
Önümüzdeki günlerde yargılanmaya başlayacak olan sanık A.K. poliste verdiği ifadesinde, Dilan Öztürk ile boşanmış olmalarına rağmen birlikte yaşamaya devam ettikleri ve karı- koca hayatını sürdürdüklerini söyledi.

1,5 aydır ayrı yaşadıklarını, bu süreçte Dilan Öztürk’ün kendisinin de tanıdığı bir kişi ile gönül ilişkisi yaşadığını duymasına rağmen eve gidip gelmeye devam ettiğini ifade eden sanık A.K., olay gününü şöyle anlattı; ’’Sabah çocuklarımı okula götürmek için eve gittim. Dilan ile çocuklar aşağı indi. Dilan’la konuşurken bir anda tartışmaya başladık. Bu sırada çocukların etkilenmesini istemediğim için Dilan’a ‘’Ben zaten senin ne yaptığını da öğrendim. Şimdi bunları konuşmanın anlamı yok. Konuyu uzatmayalım.’’ Diyerek uyardım. Ancak Dilan hızını alamayıp bana ‘’Sende erkek misin, zaten evliliğimiz boyunca yok gibiydim, sen adam mısın, namussuz, sen benim namusuma laf edemezsin, belindekine mi güveniyorsun’’ şeklinde aşağılayıcı ve tahrik edici cümleler kurdu. Ardından tabancanın bulunduğu montumun cebine elini attı ve beni göğsümden itekledi. Elimi cebime atıp ata yadigarı olan, daha önce hiç kullanmadığım ’’Buna mı güveneceğim. Ben böyle biri miyim’’ diyerek silahı çıkardım. Bu esnada kendisi silahın bulunduğu sağ elime müdahale edip, tırnakladı. Üzerime gelince içerisinde mermi olan silah patladı. Ben kendisine geldiğini fark edemedim çünkü ayaktaydı. O anı hatırladığım kadarıyla Dilan bağırmaya başladı ve bende toprak kısmına bir iki el ateş ettim. Bu sırada yanımızda çocuklarımız vardı. Olayın sıcaklığıyla birilerinin yanımıza geldiğini fark etmedim. Kimseye de silah doğrultmadım ve doldur-boşalt yapmadım. Aracımla oradan uzaklaşmak istedim. Kimsenin üzerine sürmek gibi bir eylemim olmadı. Bahçenin araç geçiş alanı dar olduğu için böyle algılanmış olabilir. Olay yerinden ayrıldıktan sonra sinir boşalması yaşadığım için kafamı dinlemek için bir yere gitmek istedim. Çatalan Köprüsü’nden geçerken de silahı fırlattım. Ben kamu müteahhidi aynı zamanda inşaat mühendisi ve özel D. Okullarının ortağıyım. Yanımda yüklü miktarda para taşımam ve zaman zaman şehir dışına çıkmam dolayısıyla bu silahı yanımda bulunduruyordum. Dilan’ı yaralamak gibi bir düşüncem ve kastım yoktu. Bu olayın çocukların yanında yaşanması bile kazara olduğunun kanıtıdır.’’