Haber
|
||
| Çukurovalı Kadınlar İnanılmazı Başardı | ||
| Sanat Haberi | ||
|
||
| |
||
Farklı hayatları, ayrı sorumlulukları ve kendilerine özgü yaşam hikayeleri olan onlarca kadının başarısının göstergesi idi bu konser. Çok zorlu bir yolculuğun en kritik dönemecinde bir araya gelenlerin öyküsünü yansıtıyordu gözlerdeki ışıltı..
Onlar, mûsikînin şifalı çatısı altında bir araya gelmiş, yaşama çok daha farklı bir açıdan bakabilmenin güzelliğini yaşamayı hedeflemişlerdi..
Çok değil, daha önceki yıl dernek olmayı başarmış, geçtiğimiz yıl Adana Korolar Federasyonu’na üye olarak kabul dilmişlerdi..
***
2009’da Melek Kurt ve Yücel Gür tarafından, “Avrupa Birliği destekli Akdeniz Kadın Kooperatifi” olarak kurulmuş bir sanat çatısının gönüllüleri idi onlar..
Yıllarca kendi çaplarında, sanatsever Adanalıların, "müziğin kalbinde buluşmayı başaran" kadınların şemsiyesi olma yolunda azimle, kararlılıkla yürümüşlerdi..
Şenel Tapanyiğit, Mustafa Taşçı, Ali Nüvit Kaya ve Erdal Kargören’in şefliğinde uzun bir maratonun sonunda tam rahatladıklarını sanarken çok zorlu bir dönemecin tam ortasında kalmışlardı..
Bir taraftan bürokrasi, diğer taraftan fiziki sorunlarla boğuşan, umutlarını aydınlatacak bir ışık bulmaya çalışan Çukurova Kadınlar Korosu’nun "kapanmak üzere olan" yolları Adana mûsıkisinde çok farklı ve sımsıcak bir umut olan Mehlika Deveci Pikdöken ile kesişiyordu..
***
Çukurova Kadınlar Korosu’nu çok daha anlamlı noktalara taşımaya kararlı olan Saadet Köse ve mûsikî gönüllüsü arkadaşları umutlu ve kararlıydı. Mûsikîyi sadece hobi olarak değil, meslek olarak benimsemiş, müzik kültürü ile yoğrulmuş, "devlet konservatuarında yüksek lisans yaparak" kendisini akademik olarak da geliştirmiş bir sanat yönetmenine, Mehlika Deveci Pikdöken’e “bizimle birlikte bir sanat yolculuğuna çıkar mısın, bize umut, geleceğimize ışık olur musun?” teklifini götürmüşlerdi..
Divan Mûsikî Derneği Yeden Türk Müziği Topluluğu’ndaki çalışmaları ve verdiği konserlerle kendisini kanıtlamış Mehlika Hoca’ya meslek kariyerinde zorlu bir yolun kapıları böyle aralanmıştı..
***
Çukurova Kadınlar Korosu’nda, “bitti, bitiyor!” denilirken yepyeni bir geleceğin tohumları böyle bir ortamda yeniden filizleniyordu.
Kendilerine ait bir çalışma ortamı yoktu, Belediye’den binbir güçlükle elde ettikleri bir mekânda çok dar zamanlarda ve kısıtlı koşullarda bir araya gelecek ve bir hedefe doğru yürüyeceklerdi.
İşleri zordu, ama imkânsız değildi. Onların umutları vardı, kadın dayanışmasının ruhundan güç alacaklarını biliyorlardı..
***
Üç ay boyunca disiplinle yoğrulmuş" bir sevgi şemsiyesi altında" inanılmaz bir tutkuya güvenerek başarı hikayesini oluşturmanın çabası altında bir araya geldiler..
Onlar sadece şarkıların sihirli atmosferinde bir ortamda buluşmamış, seslerini bir araya getirirken, kalplerini de birleştirmişlerdi.
Herkesin, umudunu yitirmeye yüz tuttuğu dönemlerde birbirleri ile kaynaşmış, her biri diğerine güç olma hedefinde buluşmuş mûsikîsever kadınların yepyeni bir hikayesinin neferleri olmuşlardı.
Çukurova Kadınlar Korosu, konserinde her bir eserde emeğin, dayanışmanın ve bir arada olabilmenin güzelliğini yansıttı.
Kadının sesini, emeğini, birliğini ve ruhunu notalarla taçlandıracakları bir inanılmaz güzel organizasyonu başardı Çukurova’nın kadınları..
***
Bir konseri dinlerken, onun nasıl oluştuğunu bilmenin faydası olur diye biraz geçmişe zaman yolculuğu yaptıktan sonra, değişik bir pencereden o bir saatlik gösterinin içine girmek gerekir diye düşündüm.
Çukurova Kadınlar Korosu’nun bir dönemi yansıtan konserinin bazı kesimlere ışık olma açısından önemli noktalarını belirtmekte yarar gördüm.
Öncelikle konserin adı önemliydi, “Bir Nihavend Gece” olarak isimlendirilirken, pek rastlanmayacak bir mûsikî disiplinini de ortaya koymayı hedeflemişlerdi, onu başardılar.
Tek bir makamın ışığını, tüm güzellikleri ile yansıttılar, nihavend başladılar, nihavend bitirdiler. Bu en olumlu ve en örnek tablo idi öncelikle..
***
Koro tamamen kadınlardan oluşmuştu ama sazlarda mûsikîsever erkek sazendelerin desteğine ihtiyaç duymuşlardı.. Keman, klarnet ve kanundaki erkek destekli konsept ayrı bir dayanışma olarak gözleri yormadı, mûsikîye farklı bir güzellik getirdi..
Sazların sahne düzenindeki yerleşimi ses ve vurgu ahengi açısından da akılcı ve kulak zevkine uyumlu bir ses armonisi açısından önemliydi, başarılı bir tablo ve ahenk olarak dikkati çekti.
Çukurova Kadınlar Korosu konserinde olumlu olarak dikkat çeken bir önemli nokta da koroda yer alan kadınların ve sazların sade ama uyumlu ve disiplinli bir kıyafet ile seyirci karşısına çıkmaları idi. Korist ve solistlerin zarif giysilerinin göğsünde yer alan Atatürk rozetleri gerçekten takdir edilesi ve önemli bir ayrıntı olarak gözden kaçmadı..
Tüm bunların ışığının pırıltısını gerçekleştiren kimilerinin koro şefi, kimilerinin sanat yönetmeni dediği ama bence “gerçek bir mûsikî virtiözü” olan Mehlika Deveci Pikdöken’in yönetimi idi..
Konserin hem sunucusu, hem yönetmeni ve hem de görüntüdeki en önemli kahramanı olarak hafızalarda yer etti.
***
Şarkıların bestecileri, güftekârları ve hikayelerini de içeren yaptığı zarif sunumu izleyicileri âna odakladı. Sadece kulaklara değil, zihinlere de seslendi.
Öncelikle kıyafeti bir kadına yaraşır ve yakışır düzeydeydi. Koro üzerindeki hakimiyetini gerçekten profesyonel bir virtiöz olarak yerine getirirken, solistlere otoritesini gözleri, parmakları ve sımsıcak tavırları ile ortaya koydu. Belki ilk defa mikrofon başına geçenlerden daha önce tecrübe sahibi olan solistlere aynı sempati ve samimiyetle yanaştı, korku değil moral ve güç kazandırdı.
Mehllika Deveci Pikdöken’in Çukurova Kadınlar Korosu “Bir Nihavend Gece” konserinde herkesin dikkatini çeken bir başka özelliği de, sadece sazları, solist ve koristleri ahenk içinde yönetmesi değil, birçok şarkıda izleyicilerle inanılmaz güzellikte ve samimiyetle birliktelik kurması idi..
Mehlika Hoca, tüm salonu yöneten bir koro şefi olarak hafızalarda anlamlı bir yer buldu..
***
Hikayesi ile uzun zaman hafızalarda kalacak Çukurova Kadınlar Korosu Konseri ile ilgili olarak öncelikle Dernek Başkanı Saadet Kose ve Sanat Yönetmenliğini gerçekleştiren Mehlika Deveci Pikdöken’i kutlamak gerek.
Her biri kendi sazının virtiözü sazendeler, Fatma Dilber ((udi), Muhterem Öğdey (udi), Zafer Ulubaş (keman), Enver Ergun (kanun), Polat Gökçen (kanun), Fırat Ersayar (ritm), Mustafa Sim (klarnet), Meryem Karagül (kudüm), Ayşe Kandemir (bendir) oldukça başarılı idiler, onları da kutluyorum.
Koroda yer alan; Saadet Köse, Dilek Öngören, Neslihan Gümüş, Sibel Dişlen, Melet Aytaç, İkbal Erdem, Müstakime Özbilen, Güllü Gökyıldız, Servet Yemenli, Fadile Usta, Fatma Yumurtacı, Suna Seyhan Eğribayat, Sema Dönbak, Nesrin Laçin, Yasemin Yiğit, Zeynep Güzel ve Melek Kurt’u da ayrıca kutlamak gerekiyor..
Bir anlamlı kutlama da solistlere gelecek;
Merih Dalçık (Gönül nedir bilene gönül veresim gelir),
Füsun Aslan (Sen gelmez oldun),
Nurcan Uğurateş (Gönülmdeki yalancı),
Nilgün Aşan (Yılları durduracak),
Aygül Gezirgen (Susamış topraklar gibi),
Hamide Şimşek (Gizli aşk bu),
Leyla Gök (Ateş olup yaksan da),
Sema İşisağ (Şu güzeller güzeli) şarkıları ile adeta bütünleştiler..
***
Unutmadan bir tebrik ve teşekkürü de Adana Korolar Federasyonu Başkanı Zafer Hallaçoğlu’na iletmek gerek. Ailesi ile birlikte olduğu doğum gününde, "zaman ayırarak" konsere gelen ve Çukurova Kadınlar Korosu’nu yalnız bırakmayan Zafer Hallaçoğlu; “Çok kısa zamanda inanılmaz önemli bir başarıya imza attılar, Saadet Köse ve Mehlika Deveci Pikdöken başta olmak üzere emeği geçenlerin hepsini kutluyorum” sözleri ile güne en anlamlı noktayı koydu..
|
||
|
||
| Etiketler: Çukurovalı, Kadınlar, İnanılmazı, Başardı, |
Yorumlar
|
|
||
|










