Akıl, ruhu görebilir mi?

 

Üsküdar Üniversitesi, psikoloji ile İslam düşüncesini uluslararası akademik bir zeminde buluşturacak önemli bir organizasyona ev sahipliği yapıyor. Risale- Nur Araştırmaları Platformu öncülüğünde, Uluslararası İslami Psikoloji Öğrencileri Derneği iş birliğiyle düzenlenen “Uluslararası İslam ve Psikoloji Konferansı”, 9-11 Eylül 2026 tarihleri arasında Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştiriliyor.

Üç gün sürecek konferansın açılışı Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Prof. Dr. Tarhan: “Ruhumuzun varlığını akıl gözüyle görebiliyoruz”

Açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Yönetim Üst Kurulu Başkanı ve Kurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İslamiyet ile psikoloji arasında yaklaşık 200 senedir bir kriz yaşanıyor. İslamiyet’in ruh kavramını, kalp kavramını ve özellikle insan kavramını birçok psikoloji ekolü reddediyordu. İnsanı sadece dünyasal bir varlık olarak düşünüyor, ruhu ispatlanamamış ve bilim dışı bir durum olarak görüyordu.” dedi.

Son yıllarda özellikle kuantum fiziği ve beynin çalışma biçimine ilişkin bilimsel gelişmelerin farklı bir bakış açısını beraberinde getirdiğini dile getiren Tarhan, “Son zamanlarda özellikle kuantum fiziğinin ortaya çıkması ve insan beyninin nasıl çalıştığının anlaşılmasıyla yeni sonuçlar ortaya çıktı. Ruhumuzun varlığını akıl gözüyle görebiliyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Nöroteoloji, akıl ve vahyin birlikte değerlendirilebileceğini gösteriyor”

“Nöroteoloji” başlığında bildiri sunan Prof. Dr. Tarhan, bu kavramın Türkiye’de 2000’li yılların sonlarında gündeme getirdiğini belirterek, kavramın ilk dönemlerde yanlış anlaşıldığını söyledi.

“Nöroteoloji, dinin ve tevhid inancının akla uygun olduğunu gösteren bir bilim dalı olarak kendisini gösteriyor.” diyen Tarhan, akıl ve vahyin birbirinin karşıtı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile getirdi.

 

 

“Haz kısa vadeli, mutluluk uzun vadeli”

Sunumunda haz ve mutluluk arasındaki farka ilişkin bir video gösteren Tarhan, modern yaşam kültürünün bu iki kavramı birbirine karıştırdığını ifade etti.

Tarhan, “Hazzı, zevki mutlulukla karıştırıyoruz. Zevk kısa vadelidir, mutluluk uzun vadelidir. Hedonizm bir yaşam felsefesi olarak sunuluyor. Kapitalizmin ve Batı kültürünün bize öğrettiği yaşam biçimi büyük ölçüde haz odaklı oldu.” diye konuştu.

Nörobilim çalışmalarının da haz ve mutluluk arasındaki farkı anlamada yeni bilgiler ortaya koyduğunu belirten Tarhan, “İnsan beyni sadece dopamin odaklı bir yaşam için yaratılmış değildir. Dopamin daha çok hazla, serotonin ise anlam ve daha kalıcı bir mutlulukla ilişkilidir.” ifadelerini kullandı.

“Kadim kültür yeniden hatırlanıyor”

Batı dünyasında son dönemde kadim kültürlere ve manevi kaynaklara yönelik ilginin arttığını savunan Tarhan, psikoloji ve psikiyatri çevrelerinde de bu yönde çalışmalar yapıldığını söyledi.

Tarhan, “Amerika’da psikiyatri ve psikoloji çevrelerinde ‘Kadim kültürü ihmal ettik, bunu tekrar yaşatalım’ yaklaşımıyla çok sayıda kitap çıkmaya başladı. Kadim kültür dediğimizde Mevlana, Muhyiddin Arabi, İbn-i Sina ve Farabi gibi isimlerin bize öğrettikleri bilgiler de bunun içerisinde.” dedi.

“Batı felsefesinin Kur’an-ı Kerim’i keşfetmek üzere olduğunu düşünüyorum”

Bilimsel gelişmelerin din ile bilim arasındaki ilişkiye yeni bir perspektif kazandırdığını ifade eden Tarhan, “Batı felsefesinin Kur’an-ı Kerim’i keşfetmek üzere olduğunu düşünüyorum. Bu çağda bilimsel sağlamlık öne çıktı. Bilimsel sağlamlıkla Tevhid ve Kur’an-ı Kerim’in daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

“Para mutluluk satın alamıyor”

Prof. Dr. Tarhan, sunumunda ABD’de ekonomik büyüme ile mutluluk düzeylerini karşılaştıran bazı istatistiklere de yer verdi.

Milli gelirdeki artışa rağmen mutluluk düzeylerinde aynı oranda yükselme görülmediğini belirten Tarhan, “Ekonomik gelir yükseliyor ama mutluluk aynı şekilde artmıyor, hatta bazı dönemlerde azalıyor. Yani para mutluluk satın alamıyor.” diye konuştu.

“Gençlerde yalnızlık dikkat çekici boyutlarda”

Tarhan, BBC ile Manchester Üniversitesi tarafından yapılan geniş katılımlı bir yalnızlık araştırmasına da değinerek gençlerin yalnızlık düzeylerinin dikkat çekici olduğunu söyledi.

Sunumunda aktardığı araştırma sonuçlarına göre 16-24 yaş grubunda yalnızlığın ileri yaş gruplarından daha yüksek çıktığını ifade eden Tarhan, gençler arasında artan dijitalleşmenin yüz yüze iletişimi azalttığına dikkat çekti.

Depresyon ve intihar verilerine dikkat çekti

Sunumunda depresyon, kendine zarar verme ve intihar davranışlarına ilişkin bazı Amerikan istatistiklerine de yer veren Tarhan, özellikle 2010’lu yıllardan itibaren ruh sağlığı sorunlarında belirgin artış görüldüğünü ifade etti.

Tarhan, “Majör depresyon ve depresif belirtilerin özellikle 2010 sonrasında olağanüstü arttığını görüyoruz. İntihar istatistiklerinde de özellikle 2011’den itibaren ciddi bir sıçrama var.” diye konuştu.

Dünya Sağlık Örgütünün intiharı önlemeye yönelik programlarına da değinen Tarhan, koruyucu ruh sağlığı çalışmalarının önemine dikkat çekti.

Üç kritik değişkene dikkat çekti

Modern insanın yaşadığı ruhsal problemlerin arkasında üç önemli değişken bulunduğunu ifade eden Tarhan, bunları sekülarizm, narsisizm ve materyalizm olarak sıraladı.

Prof. Dr. Tarhan, “Birincisi dünyacılık yani sekülarizm. İkincisi narsisizm; başarı, bedensel rahatlık, kibir ve yarışmacılığın ön plana çıkması. Üçüncüsü ise materyalizm. Sosyal ve manevi hayatı etkileyen bu yaklaşım artık yalnızca cehaletten değil, bilimsel düşüncenin yanlış yorumlanmasından da beslenebiliyor.” ifadelerini kullandı.

Kur’an’daki “kalp” kavramına dikkat çekti

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Kur’an-ı Kerim’deki kalp kavramının yalnızca anatomik organ olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, beynin duygu dünyasıyla ilişkili limbik bölgelerine dikkat çekti.

Tarhan, insan gözünün elektromanyetik spektrumun yalnızca dar bir bölümünü algılayabildiğini hatırlatarak, varlığın yalnızca beş duyu üzerinden açıklanamayacağını söyledi.

“Beynimiz bir network ile çalışıyor”

Beynin bağlantısallık ilkesiyle çalışan bir ağ sistemi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, yapay sinir ağlarının da insan beyninin çalışma biçiminden esinlendiğini belirtti.

Yapay zekâ ve olasılıksal hesaplama modellerine de değinen Prof. Dr. Tarhan, tevhid inancının bu modeller üzerinden tartışılabileceğini söyledi.

Beyin ve ruh ilişkisini bilgisayarın donanım ve yazılım yapısına benzeten Tarhan, insanın yalnızca maddi yapısıyla açıklanamayacağını ifade etti.

“İslam ve psikoloji birbirini tamamlıyor”

Psikiyatrik hastalıkları da madde ve mana ilişkisi üzerinden değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, bazı ruhsal hastalıkların beyin devrelerindeki bozulmalarla birlikte insanın anlam dünyasında yaşanan kopuşlarla ele alınabileceğini söyledi.

Prof. Dr. Tarhan, “Psikiyatrik hastalıklarda madde dünyasıyla mana dünyası arasındaki bağın kopması ve beyindeki devrelerin bozulması söz konusu olabiliyor. Bu nedenle İslam ve psikolojinin birbirini tamamladığını burada görüyoruz.” dedi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, nöroteolojinin ruh sağlığına katkıları konusunda çok daha geniş bir tartışma alanı bulunduğunu ifade ederek, sunumunda özellikle bu alana yöneltilen itirazlara cevap verecek bir giriş yapmayı amaçladığını belirtti. 



Diğer Fotoğraflar