Oya Tekin neden hâlâ tutuklu?

 

Aziz İhsan Aktaş davasında Adana’nın üç belediye başkanı da hapis cezası aldı. Zeydan Karalar 6 yıl 3 ay, Kadir Aydar 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılıp da tutuksuz olarak yargılanmaya devam ederken; Oya Tekin 8 yıl 4 ay hapis cezası alarak; 16 ayı aşkın tutukluluğa rağmen tutukluluğunun devamına hükmedildi. 

Yaklaşık 200 sanıklı davanın İstanbul’da görülmesinin ve sanıkların Silivri’ye götürülmesinin temel gerekçesi suç örgütü iddiasıydı. Ancak yargılamanın sonunda bu iddia mahkeme kararında karşılık bulmadı; sanıklar suç örgütü kurma ve yönetme suçlarından beraat ettiler. Dosyanın merkezindeki, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Aziz İhsan Aktaş 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası alırken, Oya Tekin ve eşi Celal Tekin’e 8 yıl 4’er yıl hapis cezası verildi ve tutukluluklarının devamına hükmedildi.

Üstelik aynı dosyada benzer suçlamalarla yargılanan, isnat edilen meblağ, delil mantığı ve eylem sayısı bakımından Oya Tekin’den farklı olmayan sanıklar istinaf sürecine tutuksuz girerken, Oya Tekin 16 ayı aşan tutukluluğunun ardından da cezaevinde kaldı.

Davanın temelindeki suç örgütü iddiası ortadan kalkmış, benzer suçlamalarla yargılanan sanıklar tahliye edilmiş, 704 yıl hapsi istenen Aziz İhsan Aktaş tutuklanmamışken, Oya Tekin ve eşi neden hâlâ cezaevinde ve neden dosyadaki en ağır rüşvet cezalarından birini aldılar?

“Türkiye tarihinde bir ilk”

Oya Tekin’in müdafisi Av. Dr. Emrah Aktürk, yaptıkları içtihat ve uygulama taramasında benzer bir örneğe rastlamadıklarını söylüyor. Aktürk’e göre, “TCK’nın 252. maddesi kapsamında rüşvet suçundan mahkûm edilerek istinaf aşamasına tutuklu giren” tespit edebildikleri başka bir sanık bulunmuyor. Bu nedenle Oya Tekin’in durumunun bir ilk olduğunu belirten Aktürk, aynı dosyadaki uygulama farkına da dikkat çekiyor: “Aynı dosyada rüşvet suçundan mahkûm edilen diğer sanıklar istinaf aşamasına tutuksuz girerken, müvekkilimiz 16 ayı aşan tutukluluğuna rağmen cezaevinde bırakıldı.” Aktürk, bu tabloyu “hukuken izah edilmesi imkânsız bir durum” olarak değerlendiriyor.

 

“TÜRKİYE’DE EMSALİNE RASTLAMADIK”

Oya Tekin’in avukatlarından Av. Enver Baltürk, kararın Türk ceza yargılaması pratiğinde istisnai bir tablo ortaya çıkardığını belirtiyor. Baltürk’e göre, “rüşvet suçundan mahkûm edilerek istinaf aşamasına tutuklu giren” tespit edebildikleri başka bir örnek bulunmuyor. Oya Tekin’in bu anlamda ilk kişi olduğunu söyleyen Baltürk, aynı dosyadaki farklı uygulamaya da dikkat çekiyor: “Rüşvet suçundan mahkûm edilen diğer sanıklar istinaf aşamasına tutuksuz girerken, müvekkilimiz 15 ayı aşan tutukluluğuna rağmen cezaevinde bırakıldı.” Baltürk, bu durumun “hukuken izah edilmesinin imkânsız” olduğunu ifade ediyor.

“Cezası kesinleşse kapalı cezaevinde kalacağı süreden çok daha uzun süredir tutuklu”

Savunmanın yaptığı infaz hesabına göre, Oya Tekin hakkında verilen 8 yıl 4 aylık hapis cezası bugün kesinleşmiş olsaydı, mevcut infaz düzenlemeleri çerçevesinde kapalı cezaevinde geçirmesi gereken süre yalnızca bir ay olacaktı. Sonrasında açık ceza infaz kurumuna ayrılması ve toplamda yaklaşık 3 yıl 2 aylık bir infaz sürecinin işletilmesi öngörülüyor.

Dahası, Tekin’in 15 ayı aşan tutukluluk süresi de hesaba katıldığında savunma, hüküm bugün kesinleşse “bir gün dahi beklenmeksizin açık ceza infaz kurumuna ayrılmasının mümkün olacağını” belirtiyor.

Ortaya çıkan çelişki ise burada: Hüküm kesinleşmediği için açık cezaevine ayrılamayan Oya Tekin, kesinleşmiş bir mahkûmiyet halinde kapalı cezaevinde geçireceği sürenin çok üzerinde bir süredir kapalı cezaevinde tutuluyor. Savunmaya göre bu tablo, tutuklamanın bir koruma tedbiri olmaktan çıkıp fiilen cezaya dönüşüp dönüşmediği sorusunu gündeme getiriyor.

Yargılama bitti, tutukluluk neden devam ediyor?

Yargılama tamamlandı, deliller toplandı ve hüküm kuruldu. Buna rağmen Oya Tekin’in tutukluluğu, “adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı” gerekçesiyle devam ediyor.

Savunma ise bu gerekçenin somutlaştırılmadığını belirtiyor. Av. Dr. Emrah Aktürk, “Kaçma şüphesinin hangi somut olguya dayandığı açıklanmalıdır” diyerek şu soruyu gündeme getiriyor: Yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü ve diğer adli kontrol tedbirleri neden yetersiz?

Savunmaya göre, delillerin toplandığı ve yargılamanın sona erdiği bu aşamada tutukluluğun devamı için güncel ve somut bir gerekçe ortaya konulması gerekiyor.

Üç kardeş, anne ve babalarından 16 aydır Ayrı

Oya ve Celal Tekin’in tutukluluğu, geride kalan üç çocuk için de 16 ayı aşan bir ayrılık anlamına geliyor. Biri henüz 15 yaşında olan üç kardeş, bu sürede hayatlarının önemli bir bölümünü Silivri’ye gidip gelerek geçirdi.

Çocuklar, “Anne ve babamızın aynı anda tutuklu olması aile düzenimizi tamamen değiştirdi” diyor. Doğum günlerini birlikte kutlayamadıklarını, bayramları ayrı geçirdiklerini ve küçük kardeşlerinin okula başladığı ilk gün anne ve babalarının yanında olamadığını anlatıyorlar.

Bir yandan anne ve babalarını görmek için Silivri’ye gidip gelen kardeşler, diğer yandan günlük hayatlarını sürdürmeye çalıştıklarını söylüyor. “Anne ve babamız yokken büyük bir sorumluluk üzerimize kaldı” sözleriyle tarif ettikleri bu süreç, davanın sonucunun yalnızca Oya ve Celal Tekin’in özgürlüğünü değil, 31 Mayıs 2025’ten bu yana hem annelerinden hem babalarından ayrı yaşayan üç çocuğun hayatını da doğrudan etkilediğini gösteriyor.

 

Tutukluluğa Dair Önemli Argümanlar: 


 

Türkiye’de bir ilk: “Mahkemenin aynı suçtan hapis cezası verdiği dört belediye başkanının istinaf sürecine tutuksuz girmesine izin verirken, Oya Tekin ve eşinin 16 aylık tutukluluktan sonra da cezaevinde kalmasına karar verdi.” Geçmişteki kararlar, yargılama süreçleri analiz edildiğinde; Oya Tekin, Türkiye’de TCK 252 rüşvet suçundan ceza alıp istinafa tutuklu giden ilk kişi olma özelliği taşıyor. 


 

Mahkemenin kullandığı gerekçe “adli kontrolün yetersiz kalacağı” değerlendirmesiydi: Karardan önceki tutukluluk incelemelerinde mahkeme; suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesi, beklenen ceza miktarı ve kaçma şüphesine atıf yaparak “adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağını” belirtti. Dolayısıyla hüküm verildikten, deliller toplandıktan ve yargılama tamamlandıktan sonra Oya Tekin bakımından adli kontrolün neden hâlâ yetersiz olduğu ayrıca açıklanması gereken bir mesele. 


 

Kapalı cezaevinde yatarı kalmamış bir tutsak: Hazırlanan infaz hesabına göre, Oya Tekin’in 8 yıl 4 aylık cezası kesinleşmiş olsaydı ve diğer yasal koşullar sağlansaydı, normal şartlarda kapalı cezaevinde yaklaşık 1 ay kaldıktan sonra açık ceza infaz kurumuna ayrılması mümkün olacaktı. Buna karşın Oya Tekin, yaklaşık 16 aylık tutukluluğun ardından mahkûmiyet kararı verilmesine rağmen kapalı cezaevinden tahliye edilmedi ve tutukluluğunun devamına karar verildi. Ceza alan diğer başkanlar, üst mahkemeden karar onanırsa açık cezaevine girecekler. Mahkeme heyeti, kararın kesinleşmesini beklemek yerine iki mahkeme arasında geçecek belirsiz zamanın tutuklu geçirilmesine hükmetti. 

 

Arka Plan Bilgisi

Tutukluluk süreci: Oya Tekin, Aziz İhsan Aktaş’ın etkin pişmanlık ifadeleri sonucu 31 Mayıs 2025’te gözaltına alındı ve 4 Haziran 2025’te tutuklandı. Ağustos 2026 sonu itibarıyla yaklaşık 16 aydır tutuklu bulunuyor. Suçlama: Tekin 20 Ekim 2025 tarihli iddianamede TCK 252/2 kapsamında “rüşvet alma” ile suçlanıyor.. Dava İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2025/364 esas sayılı dosyasında görülmeye devam ediyor. İddianamedeki yeri: Oya Tekin hakkındaki suçlama dosyada “Eylem 59” başlığı altında yer alıyor. İddiaya göre, Bilginay firmasının Seyhan Belediyesi’nden kalan hakediş alacaklarının ödenmesi karşılığında Aziz İhsan Aktaş’tan rüşvet istendi. Bu iddia kapsamında, 19 Temmuz 2024’te Bilginay’a yaklaşık 75 milyon TL’lik hakediş ödemesi yapıldığı, aynı gün Ankara’da Celal Tekin’e 1 milyon dolar rüşvet verildiği ileri sürülüyor. Oya Tekin’e bağlantı nasıl kuruluyor? İddianamede paranın doğrudan Oya Tekin’e verildiği, görüşmelerin Oya Tekin ile yapıldığı ileri sürülmüyor. Suçlama, Celal Tekin’in “Oya Tekin’i temsilen” hareket ettiği iddiası üzerinden Oya Tekin’e bağlanıyor. Savunmaya göre Aziz İhsan Aktaş ve kardeşleriyle Oya Tekin arasında bu olaya ilişkin bir görüşme iddiası veya HTS kaydı bulunmuyor. Delil mantığının merkezi: Savcılık iddiasının temelindeki zaman bağlantısı, 75 milyon TL’lik belediye ödemesi ile iddia edilen 1 milyon dolarlık rüşvetin aynı güne denk gelmesi. Savunma ise ödemenin rüşvet iddiasından bağımsız, 2 hafta öncesinden onayı verilmiş; belediye içerisinde yazışmaları olan bir hakediş sürecinin sonucu olduğunu belirtiyor. 75 milyon TL neyin ödemesiydi? Bilginay’ın önceki belediye başkanlığı döneminden Seyhan Belediyesi’nden yaklaşık 700 milyon TL alacağı bulunduğu; tartışmaya konu 75 milyon TL’nin ise 17 ve 18 numaralı iki hakedişten oluştuğu belirtiliyor. Her iki hakediş için de ödeme talebi, fatura, ödeme oluru ve belediye içi mali işlem süreci 19 Temmuz’dan önce başlamıştı. Savunmanın temel tezi: Savunmaya göre 19 Temmuz tarihinin önemi, ödemenin o gün kararlaştırılmış olması değil, belediyeye İller Bankası ve emlak vergisi gelirlerinin girdiği dönemde daha önce başlatılmış hakediş süreçlerinin ödemeye dönüşmesi. Yeni yönetim göreve geldiğinde belediyenin kasasının boş olduğu ve önceki dönemden, özellikle belediyenin aksatılamayacak temel hizmetlerinden biri olan temizlik hizmetine ilişkin yaklaşık 700 milyon TL’lik borç devralındığı belirtiliyor. Bu nedenle belediyeye kaynak girdikçe öncelikli hizmet kalemlerinden olan temizliğe ilişkin hakedişlerin ödenmesi planlandı. Nitekim 19 Temmuz’da ödenen 17 ve 18 no’lu hakedişlerin faturaları 5 Temmuz’da kesilmiş, ödeme olurları 8 Temmuz’da alınmış ve ödeme belgeleri 9 Temmuz’da düzenlenmişti. Savunma, bu kronolojinin ödemenin 19 Temmuz’da gerçekleşen rüşvet iddiasından önce planlandığını gösterdiğini ileri sürüyor. Gelinen aşama: İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi 24 Ağustos 2026’da Oya Tekin hakkında 8 yıl 4 ay hapis cezasına ve tutukluluğunun devamına karar verdi. Bu ceza dosya içerisinde rüşvet suçundan verilmiş en yüksek ceza olarak dikkat çekiyor. Oya Tekin’i Türkiyede rüşvetten tutuklu yargılanırken ceza aldıktan sonra da istinafa giderken tutuklu bırakılan ilk kişi yapıyor. Hüküm kesinleşmiş değil; kanun yolu süreci devam edecek.

 



Diğer Fotoğraflar